Sözün Özü ;

·
Hiçbir acı cehaletten daha fazla zahmet verici değildir.
·
Siz insanlar kendinizi önemsiz sanarsınız. Halbuki içinizde koca bir evren saklıdır.
·
Yoksulluk bir insan olsaydı, onu katlederdim.
·
Yoksul bir adam kendi ülkesinde yabancı gibidir.
·
Çok sert olma, kırılırsın. Çok yumuşak olma, ezilirsin.
·
Bir insanın ölçüsü iradesidir.
·
Bilgi kadar zenginlik yoktur. Cehalet kadar yoksulluk yoktur.
·
Hiçbir zaman cahil bir insanlanla tartışmayı kazanmadım.
·
Makamın benim nazarımda keçi sümüğü kadar değeri yoktur.
·
Kuduz köpeği bile katletme.
·
Akıllı adamın yüreği sırlarının kasasıdır.
·
İlim bir noktadır, onu çoğaltan cahillerdir.
·
Bütün kitapların özü Kur'an'da toplanmıştır. Kur'an'ın özü, ilk sûre olan Fatiha Suresi'dir. Fatiha'nın özü 'Besmele'dir. Besmelenin özü iste bu (Be) barfidir. Ben de, işte bu (Be) harfinin altındaki noktayım!
·
"Bi kâne mekâne ve bi yekûnu ma yekânu." (Ne oldu ise benimle oldu ve ne olacaksa benimle olacaktr!)
·
Çocuklarınızı bugüne göre değil, geleceğe göre yetiştiriniz.
·
İlim Hakiki bir Mürşiddir.
·
Dinini ekmek kazanmak için satan kimsenin dininden nasibi, yediği şeydir.
·
İman, kabul olan söz (dil ile şehadet etmek), yapılmış olan amel ve akıl ile tanımaktan ibarettir.
·
Sabrın imandaki yeri, başın vücuttaki yeri gibidir. Sabrı olmayanın imanı olmaz.
·
Sabır, hedefe ulaşmanın anahtarıdır; direnişin sonu zaferdir. Her isteğin gerçekleşmesinin bir vakti vardır; kader, o vakti harekete geçirir (vücuda getirir.)
·
Sabır iki çeşittir: Musibete karşı sabretmek; bu iyi ve güzel bir şeydir; bundan daha güzeli ise, Allah’ın haram kıldığı şeye karşı sabretmektir.
·
Zikir de (Allah’ı hatırlamak) iki çeşittir: Musibet vakti zikretmek, bu iyi ve güzeldir; bundan daha güzeli ise insanı Allah’ın haram kıldığı şeylere yönelmekten alıkoyan zikirdir.
·
Dil bir ölçüdür; cehalet onu hafiflettiği gibi akıl da onu ağırlaştırır.
·
Mü’min kişi gününü üç zamana ayırır: Bir bölümünde Rabbiyle münacat eder (O’na ibadet eder); bir bölümünde kendi nefsini muhasebe eder; bir bölümünde de helal ve güzel lezzetlerle meşgul olur.
·
Akıllı kişi ancak üç şey için yolculuk eder: Geçimini sağlamak, ahiretini elde etmek, yahut da haram olmayan zevk ve lezzetlerden faydalanmak.
·
İyilik yapmak, hayır ameli gizlemek, belalara karşı sabırlı olmak ve musibetleri dile getirmemek, cennet hazinelerindendir.
·
Güzel ahlak, en iyi arkadaştır; mü’minin amel defterinin nişanesi güzel ahlakıdır.
·
Akıl gibi zenginlik, bilgisizlik gibi de fakirlik yoktur.
·
İnsanın değeri, becerdiği şeylerle ölçülür.
·
Dostlukta ileri gitme, olur ki o dost bir gün düşman kesilir; düşmanlıkta da haddi aşma, olur ki o düşman bir gün dost olur.
·
Hikmet mü’minin yitik malıdır; bu mal, şer ehlinin elinde olsa bile onu alması gerekir.
·
En iyi ibadet, sabır, sükut ve kurtuluşu (İmam Mehdi’nin zuhurunu) beklemektir.
·
Her musibetin bir zamanı vardır, o zaman mutlak yaşanmalıdır; o musibet birinizin başına geldiğinde, zamanı gelip geçene kadar teslim olup sabretsin. Zira musibetin yöneldiği zaman onu gidermek için çare aramak, onun zorluğunu çoğaltır.
·
Üç şeye riayet eden mesut olur: Nimet ulaştığında şükretmek, rızık kesildiğinde mağfiret dilemek, sıkıntıya düştüğünde çok “La havle vela kuvvete illa billah” demek.
·
Rızık, zekasızların; mahrumiyet, akıllıların; bela ise sabrın payıdır.
·
Uzun arzulu olan, ameli unutur.
·
İnsanoğlu, her şeyden daha çok terazinin (kefelerine) benzer; ya cehaletiyle hafif veya ilmiyle ağır olur.
·
Dünyada halkın efendileri cömertler, ahirette ise çekinenlerdir.
·
Kanaat et (kısmetine razı ol), aziz olursun.
·
Hasetçinin huzuru, çabuk darılanın dostluğu, yalancının ise yiğitliği olmaz.
·
Yalnızlığa alışmakla, izzetinin bekası için çalış.
·
Kudret altında olan her aziz, zelildir.
·
İki şey halkı yok eder: Fakirlik korkusu ve üstünlük talep etmek.
·
Ey insanlar, dünya sevgisinden sakının; zira dünya sevgisi her günahın başı, her belanın kapısı, her fitnenin yoldaşı, her musibetin de sebebidir.
·
Hiçbir insan, ister şaka olsun, ister ciddi, yalan konuşmayı terketmedikçe imanın tadını anlamaz.
·
En büyük günah, haksız yere müslüman bir kimsenin malını gasbetmektir.
·
Halk ile dostluk ve samimiyeti, Allah’ın itaati üzere olan kimseye ne mutlu.
·
Takva, imanın temelidir.
·
Emaneti, peygamberlerin evladının katiline ait olsa bile sahibine geri verin.
·
Dostların kalplerini insana ısındıran, düşmanların kalplerinden kini gideren en güzel şey, onlarla karşılaşınca güler yüzlü olmak, gıyabında hallerini sormak, huzurlarında ise iyi ve yumuşak davranmaktır.
·
Arkadaşını zorlukta, gıyabında ve ölümünden sonra korumayan dost, dost değildir.
·
Tamah cahillerin kalplerini hafifleştirir, yerinden söker; arzular, onu rehin alır; hileler, onu bağlar.
·
Zahidlik, arzuları azaltmak, her nimete karşı şükretmek ve Allah’ın haram kıldığı şeylerden kaçınmaktır.
·
Susmak hukmettir; susmak selamettir; sır saklamak, saadetin bir köşesidir.
·
Tedbir gibi akıl yoktur.
·
Hilim(yumuşak huyluluk) gibi üstünlük yoktur.

 

Nech'ül Belağa 'dan;
·
Sorun beni yitirmeden; çünkü andolsun Allah'a, Kur'an'da hiç bir âyet yoktur ki niçin ve kimin hakkında indi, nerede indi, düzlükte mi, dağlıkta mı, hepsini de en iyi bilenim ben. Gerçekten de rabbim bana, anlayan bir akıl, söyleyen bir dil ihsan etmiştir.
·
Perde kaldırılırsa bile yakinim artmaz benim.
·
Bildiğim, tanıdığım andan beri hakkı inkâr etmedim. Bana gösterildiği andan beri hakta şüpheye
şmedim, yalan söylemedim. Kimse de benim yalan söylediğimi söylemedi. Ben ne yolumu sapıttım, ne de benim yüzümden biri yolunu sapıttı.

 

Biziz Peygamber'in elbisesi, onun dostları, ona hizmette bulunanlar, ona varılacak kapılar. Evlere ancak o kapılardan girilir; kapılardan başka yerden girenler hırsızdır; cezâya çarpılır.
·
Bir dağ bile beni sevse musibetlere uğrar. (Sehl b. Huneyf'il-Ansârî vefât edince buyurmuşlardır.)
·
Sana rağbet ve muhabbeti olan kişiye rağbet etmemen, nasibinde noksana düşmendir.Senden hoşlanmayana rağbet etmense alçalmandır.
·
Rabbin rızasını kazanmak isteyen, zulmeden buyruk sâhibine karşı adalet sözünü söylemelidir.
·
İki kişi yoktur ki halkı kendisine uymaya çağırsın da, biri sapıklıkta olmasın.
·
Ümitsizliğin acılığı, halka yalvarmaktan yeğdir.
·
Tamah seni kul etmesin, Allah seni hür yarattı.
·
Bilgiyle dirilen, ölmez.
·
Ya söyleyen, öğreten bilgin ol, ya dinleyen belleyen öğrenci, üçüncüsü olma.
·
Seni ıslah etmeyen bilgi sapıklık, sana faydası olmayan mal vebaldir.
·
Mümin, kardeşlerine karşı ululanmaya, ona güler yüz göstermemeye başladı mı, ondan ayrıldı demektir.
·
Söyleyene bakma, söylenene bak.
·
İnsanların solukları ecellerine doğru attıkları adımlarıdır.
·
Her kaba bir şey koyunca daralır; ancak bilgi kabı müstesnâ. Ona bilgi kondukça genişler.
·
Allah'ın bir meleği vardır, her gün bağırır; doğun ölüm için. Toplayın yok olmak için, yapın yıkılmak için.
·
Hikmet, müminin yitik malıdır; isterse nifak ehlinden olsun, hikmeti al. ("Hikmet müminin yitik malıdır." Hadis, Künûz'ül-Hakaaık, 2, s.49).
·
Bilgisiz kişiyi, bir işte, bir fikirde ya pek ileri gitmiş görürsün, ya pek geri kalmış.
·
İnsanlar, bilmedikleri şeylere düşmandırlar.
·
İlim maldan hayırlıdır; ilim seni korur, sense malı korursun. Mal, vermekle azalır, ilim öğretmekle çoğalır.
·
Akıl gibi zenginlik, bilgisizlik gibi yoksulluk, edep gibi miras, danışmak gibi arka olamaz.
·
Bilgin kişinin bilgisinden dolayı şükrü, bilgisiyle amel etmesi ve o bilgiyi, müstahak olana belletmesidir.
·
Hoş geçinmek aklın yarısıdır.
·
Bilgin, kadrini bilen kişidir; bilgisiz, yaptığını bilmeyen kişidir. Akıllı, ameline dayanır, câhil, emeline dayanır. Bilgin, kalbiyle, gönlüyle bakar görür; câhil, gözüyle bakar görür.
·
Renkten renge giriş, inançtan inanca geçiş, ahmağın alâmetlerindendir.
·
Namaz, her temiz kişinin Tanrı'ya yaklaşmasıdır.Hac, her zayıfın savaşıdır. Her şeyin zekâtı vardır; bedenin zekâtı da oruçtur. Kadının savaşıysa kocasıyla iyi geçinmesidir.
·
İman gönülle tanımak, dille ikrâr etmek, âzâ ile de kullukta bulunmaktır.
·
İnananın yüzünde güleçlik vardır, kalbindeyse hüzün. Gönlü her şeyden geniştir, nefsi her şeyden alçak. Yücelikten nefret eder, şöhrete düşmandır, gamı gussası uzundur, düşünmesi derin. Susması fazladır; vakti yoktur. Çok şükreder, çok sabreder. Düşünceye dalmıştır, ihtiyâcı olanları görünce kendi ihtiyâcını hatırlamaz bile. Huyu güzeldir, geçinmesi hoş ve yumuşak. Şeref ve din bakımından serttir, huy bakımından kuldan alçak.
·
İnanan kişinin günde üç işi vardır: Bir zaman Rabbiyle münâcât eder, ona kullukta bulunur; bir zaman geçimi için çalışır; bir zamanı da vardır, helâl ve güzel lezzetlerle zevklenir. Akıllı kişi, ancak üç şey için yolculuk eder: Geçimini sağlamak, âhiretini elde etmek, yahut da haram olmayan zevk ve lezzet elde etmek için.
·
Korku ümitsizliğe eş olmuştur; utanç mahrûmiyete. Fırsat bulut gibi geçip gider; hayırlı fırsatları elde etmeye çalışın.
·
İnsanların en âcizi, insanlardan kardeş edinemeyenidir; ondan daha âcziyse kardeş edindikten sonra onu yitirenidir.
·
İnsanların gönülleri ürkektir; kim onları elde ederse ona alışırlar.
·
İnsanların en fazla bağışlaması gerekeni, cezâ vermeye en fazla gücü yetenidir.
·
Cömertlik, istemeden vermektir. İstendikten sonra vermekse utançtandır ve kötüdür.
·
Zenginlik gurbette yurttur; yoksulluk yurtta gurbet.
·
Zanaat tükenmez maldır.
·
Dostları yitirmek, gurbete düşmektir.
·
İnsan, dilinin altında gizlidir.
·
Bir toplumun yaptığına razı olan, onlardan sayılır. Onlardan sayılan her kişinin de iki suçu vardır: O işi işlemek suçu, o işe razı olmak suçu.
·
Kötülükte bulunanları iyilik edene mükâfat vererek payla, yola getir.
·
Ey âdemoğlu, ihtiyacından fazla kazandığın şeyi başkası için biriktirmedesin.
·
Büyük günahların kefâreti, zulme düşenlere yardım etmek, acze düşenleri ferahlandırmaktır.
·
Oğulcuğum, benden dört şey belle, işlediğin zaman sana zarar vermeyecek dört şeyi de aklında tut: Zenginliğin en üstünü akıldır; yoksulluğun en büyüğüahmaklık. Korkulacak şeylerin en korkuncu kendini beğenmektir; soyun-sopun en yücesi güzel huy. Oğulcuğum, ahmakla eş dost olmaktan sakın; sana fayda vermek isterken zararı dokunur. Nekesle eş dost olmaktan sakın; ona en fazla muhtâç olduğun zaman yardımına koşmaz, oturur. Kötülük edenle eş dost olmaktan sakın; o, pek az bir şeye seni satar gider. Yalancıyla eş dost olmaktan sakın; çünkü o, serâba benzer; uzağı yakın gösterir sana, yakını uzaklaştırır senden.
·
Dünyâ dört şey üstünde durur: Bilgisiyle amel eden, halka da öğreten bilgin; öğrenmekten utanmayan, çekinmeyen bilgisiz, varlığında nekeslikte bulunmayan cömert, âhiretini dünyâsına satmayan yoksul. Bilgin, bilgisini yitirirse, bilgisiz de öğrenmekten çekinir. Zengin, malında nekeslik ederse yoksul da âhiretini dünyâsına satar.
·
İnsanlarla öyle geçinin ki öldünüz mü ağlasınlar size; sağ kaldınız mı sevgiyle çağrışsınlar sizin için.
·
Soruya verilen cevap çoğalınca doğru gizli kalır.
·
Senin hakkında iyi zanda bulunanın zannını gerçekleştir.
·
Ey âdemoğlu, kendi nefsinin vasîsi ol da malında, senden sonra ne yapmalarını istiyorsan sen yap.
·
Hâin kişilere vefâda bulunmak, Allah'a hıyânette bulunmaktır; hâinlere gadretmekse, Allah'a vefâ etmek demektir.
·
Bana bir harf öğretenin, kırk yıl kölesi olurum.
·
Bir kişiyi lâyığından fazla övmek riyâdır, dalkavukluktur; lâyığından az övmekse ya dilsizlikten ileri gelir, ya hasetten.
·
Suçların en çetini, sâhibine ehven ve ehemmiyetsiz görünenidir.
·
Ayıbın en büyüğü, ona benzer bir ayıp sende de varken başkasını ayıplamandır.
·
şünce sâf bir aynadır. İbret almak korkutan bir öğütçü, başkasında görüp de hoşlanmadığın şeyden çekinmense edep olarak yeter sana.
·
Emir sahibi olmak, insanların özlerinin sınanmasıdır.
·
Batıla yardım eden, hakka zulmeder.
·
Şehvetle kul olan parayla alınmış köleden de aşağılıktır.
·
Utancın üstünü, insanın kendinden utanmasıdır.
·
Nice kan vardır ki onu dil döker.
·
Sözün dikildiği yer, gönüldür; ısmarlandığı yer düşüncedir, onu kuvvetlendiren akıldır, meydana çıkaran dildir; bedeni harflerdir, canıysa anlamı; süsü, düzenli söylenmesidir; düzgünlüğüyse doğru oluşu.
·
İki şeyin elden gitmeden değerini takdir etmek zordur: Biri sağlık, öteki de gençlik.

.

ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Hayrettin Karaman- Hoş…

Kulağa hoş gelen, gönüllere rahatlık veren, iyi bi...

Temmuz 20, 2009

MALİKÎ MEZHEBİ

Malik b. Enes b. Malik b. Ebi Amir el Asbahî'ye ni...

Temmuz 06, 2009

İSTİLA DEVİRLERİNİN KOLONİZATÖR …

  Prof. Dr. Ömer Lütfi BARKAN Selçuk-Bizans...

Temmuz 06, 2009

HZ. EBU BEKİR'İN HAYATI

Hz. EBU BEKIR ES SIDDÎK (r.a) (571-634)  &nbs...

Temmuz 05, 2009

RÜYALARIN ÖNEM VE ANLAMI

Rasulullah Muhammed Mustafa (aleyhissalatu vessela...

Temmuz 20, 2009

SELEF VE SELEFILIK

Selef kime denir? Hz. Peygamber s.a.v.'in “En ...

Temmuz 06, 2009

Ahmed Avni KONUK

AHMED AVNİ KONUK (1868 - 19.3.1938) Kadı Alî-zâ...

Temmuz 21, 2009

CÂHİLİYYE DÖNEMI

Bilgisizlik, gerçeği tanımama. İslâm, tam bir aydı...

Temmuz 05, 2009

İSTANBUL’DA MEVLEVÎLİK

Mevlevi Ayini ve Semâ Törenleri çok kez doluluk ...

Ocak 11, 2016

SÜNNİ SUFİ YOLLARI

  Ahilik Bayramilik Buhurilik  ...

Temmuz 06, 2009

TASAVVUFUN KISACA TARİHÎ GELİŞİM…

Hz. Peygamber, sahâbe, tâbiîn ve tebeu't-tâbiîn dö...

Temmuz 07, 2009

Mevlevilik Ve Gazi Mustafa Kemal

Mevlevilik Ve Gazi Mustafa Kemal Yıl 1922... Kası...

Şubat 06, 2009